Sitemizde 5067 oyun bulunmaktadır.En güzel bedava oyunlar tospik'te.Oyunlar'ın yeni adresi
Haber Detayı
The Sims Castaway Stories
Sims oyunları yıllarca kitleleri peşinden sürükledi. Özellikle oyun oynatamadığımız kız arkadaşlarımızı biraz olsun bu dünyaya çekmek için, bu oyunu sinsice kullandık ama hiç haberimiz olmadan bu oyun bizi de sarmıştı bir kere dönüş yoktu artık.
16 Haziran 2008 / 09:22

    Sims oyunları yıllarca kitleleri peşinden sürükledi. Özellikle oyun oynatamadığımız kız arkadaşlarımızı biraz olsun bu dünyaya çekmek için, bu oyunu sinsice kullandık ama hiç haberimiz olmadan bu oyun bizi de sarmıştı bir kere dönüş yoktu artık. Bir ‘’yaşam simülasyonu’’ nasıl oluyor da bu kadar tutulan bir oyun oluyordu. Onlarca ek paketi ve ikinci oyunu gayet başarılı bir satış grafiği yakalamıştı. Neden takılıp kalmıştık bu oyuna? Ne vardı Sims’de bizi kendine çeken?
     Ben hala bunların cevabını tam almış değilim yani gerçek hayatta yaptığımız her şeyi oyunda yapmak bizi niye sıkmıyordu. Hâlbuki biz oyunlara gerçek hayatın sıkıcılığı ve monotonluğundan bunalıp kendimizi vermemiş miydik? Öyleyse neden bu oyunda saatlerimiz harcamıştık?
     Bu durum benim için hala bir muammadır.

      Sims’in yeni oyunu ilk gördüğümde içimde hafif bir şüphe vardı acaba o kadar zaman sonra yeni bir sims oyununa nasıl yaklaşacaktım? Bir süre sonra sıkılıp kenara mı bırakacaktım. Yoksa o eski günlerdeki gibi saatlerce bilgisayarımın başına mıhlanacak mıydım?
     Hemen söyleyeyim hikâye modu sayesinde o eksi günlerdeki ikinci seçeneğe dönmüştü hayatım.
     
     Oyunun konusu ıssız bir adaya bir gemi kazası sonucu düşen simslerimizin hayatta kalma mücadelesiyle ilgili. Hoş sonradan bu hayatta kalma bir refahlık silsilesi içinde devam ediyor ama yinede biz bir ada da mahsur kalmış durumdayız.
     
     Oyunun açılış videosu alabildiğine sıcak ve ilk başta biraz lost benzeri görünüyor. Ama sonradan işler rayına oturuyor. Simslerimizin ada aktivitelerinden oluşan videodan sonra o bilindik sims yükleme ekranı bizi karşılıyor. Ne yalan söyleyeyim müzikler hala güzel hala kulak tırmalamıyor ve insanı sıkmıyor hele ki formata uygun hale getirilmesi daha güzel olmuş. Yani vahşi hayvan sesleri yâda tam tam melodilerinden oluşmuş çok orijinal düşünülmüş bir repertuarla karşı karşıyayız.
     
     Oyunun ana menüsü üç ana kısımdan oluşuyor ilkinde bildiğiniz oyunu öğrenmemize yardımcı olan kısım diğeri bildiğimiz ve hazır bir aileyi yönettiğimiz ve fazla eğlenceli olmayan kısım birde ‘’story’’ kısmı.
     
     Story kısmı bu oyuna gerçekten can veren kısım olmuş. Yani diğer iki bölümün bütün acısını buradan çıkarabilirsiniz. Hikâye modu diyebileceğimiz bu bölümde kendi oluşturduğumuz simsimizin adada hayatta kalmasına yardımcı oluyoruz. Dilersek iki simsle de oynayabileceğimiz bu kısmı iyice Robinson Crouse tarzı yaşamak için tek kişi seçmek daha eğlenceli. Oyunun başında gemimizin kayalar arasında ki görüntüsü ve bizim bir sandığın üstünde baygın bir halde kıyıya doğru sürüklenişimizi görüyoruz. Bu modda ara ara giren bu videolar çok tadında ve güzel olmuş. İki gün sonra sahilde uyandığımızda ise artık vahşi dünya ile karşı karşıyayız. Sahildeki baltayı buluşumuzla bütün her şey değişiyor ve bize en çok yarayan alet oluyor. Zaten belli bir senaryoya ait olduğumuz için ne yapmamız gerektiğini sims panelinden öğrenebiliyoruz. Baltamızı alıp çevredeki dalları kesiyoruz ve böylece belli bir hammadde biriktirmiş oluyoruz.
     Bir adada olduğumuz için ne para nede zaman kavramı var. Çok güzel düşünülmüş bir detay daha. Artık çevreden topladığımız meyve ya da balıklar işe gitmekten çok daha önemli. Çünkü her kestiğimiz dal ya da her biçtiğimiz çim ve bambular bize belli bir ücret gibi görünüyor ve bunlar sayesinde bazı temel ihtiyaçlarımızı alıyoruz. Adaya düştükten ve temel bazı şeyler için ilk kestiğimiz daldan yada topladığımız ilk meyveden sonra anlıyoruz ki adaya alışmak hiçte kolay olmayacak. Ama bu gözünüzü korkutmasın eski bildiğimiz tarzdaki sims kontrolleri burada da geçerli bazı kamera açılarındaki aksaklılar dışında son derece kolay oynanabilirliğe sahip bir oyun.
     Adadaki işleyişe ve olaylara alıştıktan sonra sıra geldi adayı keşfetmeye yine senaryonun bizi yönlendirmesiyle ufak ufak adanın iç kısımlarına doğru açılıyoruz ve çok çeşitli başka sorunlarla mücadele ediyoruz. Örneğin hasta olduğumuzda sağlık kitini aramak ya da maymunlar tarafından korunan bir cismi almak bizi uğraştırsa da çözümü bulduğumuzda hem önümüz açılıyor hem de artık kendimizi daha usta hissediyoruz. Doğayla mücadele etmek ve bunun verdiği haz oyunda birebir hissedilir boyutta. Zaten senaryo ilerledikçe ve adayı artık iyice açtıktan sonra başka simlerle ilişkilerimizde oluyor. Bunların içinde kazadan kurtulanlar olduğu gibi burada yaşan yerel kabileler de var. Özellikle diğer kazazedeler ile ilk buluşmamızda çok komik diyaloglar yaşanıyor.
     Oyunda senaryonun sırası öyle güzel ayarlanmış ki en basitten en komplekse doğru bir gidişat var. Bir baltayla başladığımız ada işlerine ilerde bir kariyer seçerek devam edebiliyoruz. Bu kariyeri daha çok adada yapacağımız genel iş olarak düşünürsek daha doğru olur yani hayatta kalmamız için seçeceğimiz yol. Çünkü her seferinde balık tutmak sıkıcı olabilir. Ayrıca bir orangutanda bize adadaki yalnız günlerimizde eşlik ediyor. Onunda kendine göre bir kariyeri mevcut ama bizimki gibi değil.
     Oyundaki bir başka güzellik ise bir yerden başka bir yere gitmek için kullanılan harita. Her yeni keşfettiğimiz yer haritada belli oluyor ve daha sonra soldaki kontrol panelinden haritayı açarak istediğimiz yere ışınlanabiliyoruz. Özellikle hikâye modunun sonlarına doğru çok işimizi görüyor bu harita ama bir yeri keşfetmek için hala yaya olmamız gerekiyor. Oyundaki topladığımız meyveler ya da avladığınız balıkların yanı sıra kestiğimiz bambular ,dallar da iki ayrı kategoride toplanıyor. Bunlar ise daha sonra adanın içlerinde yer alan evimize yeni eşyalar almak için kullanılıyor. Hikâye modunda çok ilerlerseniz ilerde giysi satın alabileceğiniz yerler bile bulabilirsiniz. Sonradan anlıyoruz ki ada o kadarda ıssız değil.
     
     Bu arada oyunda bazı garipliklerde yok değil. Mesela adanın iç kısımlarında tanıştığımız yerlilerle gayet düzgün konuşabiliyoruz. Yani lisan hiç dert değil. Diğer kazazedelerle muhabbetimiz nasılsa onlarla da aynı iletişimi sağlayabiliyoruz.

 

Bu haber toplam 22317 defa okunmuştur
üsülüm
Neray Ülemase
nasil Oynicam bu Oyunu ? billen yazsin
01 Ağustos 2008 Cuma 07:43
bana bilen öğratsın
p3ri
bilen beni eklesin p3ri_ramco@@hotmail.com alın ekleyin
01 Ağustos 2008 Cuma 07:41
DİĞER OYUN HABERLERİ

TOP 10
İlginç Oyunlar
198714
Sessiz Suikast
132228
Truva Savaşları
108485
Mısır Patlatma
106338
Bebek Bakıcısı
69567
Uçan Penguen
66407
Raft Wars
65603
Tavuk Fırlatma
55519
Atlantis
50061
Dev Teker
47410
DOST SİTELER
ETİKETLER
RSS 2.0
TOSPİK.COM  |  © 2007
Gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Oyunlar izinsiz kullanılamaz.
Tel: 0332 233 33 33 bilgi@tospik.com
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim
Tasarım: Capitol Medya